http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif
Kentsel dönüşümün amacı açık: Afet riski taşıyan, ekonomik ömrünü tamamlamış veya teknik açıdan güvenli olmadığı tespit edilen yapıların, güvenli ve modern yaşam alanlarına dönüştürülmesi.
Ancak şimdi kamuoyunun önünde çok daha farklı bir soru bulunuyor:
İskân aşamasına gelmiş, sıfır olarak nitelendirilen ve yeni deprem yönetmeliklerine uygun yapıldığı belirtilen villalar nasıl oluyor da “çürük” veya “riskli” hale geliyor?
İşte tartışmanın düğüm noktası tam da burada.

Kentsel dönüşüm mevzuatının temelinde yapıların teknik açıdan riskli olup olmadığının tespit edilmesi bulunuyor.
6306 sayılı Kanun kapsamında süreç; tek bir binanın riskli yapı olarak tespit edilmesinden, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen riskli alanlara ve rezerv yapı alanlarına kadar farklı şekillerde uygulanabiliyor.
Yani mesele yalnızca “Bina kaç yıllık?” sorusundan ibaret değil.
Asıl soru:
Eğer yeni yapılmış bir villa için riskli yapı tespiti gerçekleştirildiyse, bunun hangi teknik incelemeler sonucunda yapıldığı kamuoyuna açıklanmalı.
Riskli yapı tespitinin kafadan yapılması mümkün değil.
Süreçte teknik incelemeler, yapı ve zemin verileri ile ilgili mevzuata uygun değerlendirmeler söz konusu.
Üstelik riskli yapı tespiti için maliklerden bir kişinin bile Bakanlık tarafından lisanslandırılmış kuruluşlara başvurabilmesi mümkün.
Dolayısıyla burada sorulması gereken soru çok net:
Söz konusu villalar hangi lisanslı kuruluş tarafından incelendi?
Hangi teknik veriler ortaya çıktı?
Karot, zemin ve yapı performansı incelemelerinde ne tespit edildi?
Riskli yapı raporunun altında kimin imzası bulunuyor?

İddialara göre söz konusu bölgede üç yeni villa bulunuyor.
Bu yapıların yıkılmasıyla birlikte, yanındaki alanın da kentsel dönüşüm sürecine dahil edilerek daha büyük bir yapılaşmanın önü açıldığı ileri sürülüyor.
İşte tam bu noktada “50 daire” iddiası gündeme geliyor.
Eğer mevcut birkaç villanın yerine, emsal ve imar hakları kullanılarak çok daha fazla bağımsız bölüm üretilecekse, ortaya ciddi bir ekonomik değer çıkacağı açık.
Kentsel dönüşümün temel amacı vatandaşın güvenliğini sağlamaktır.
Riskli yapı tespit edilen taşınmazlarda maliklerin haklarının korunması, dönüşümün güvenli ve mevzuata uygun biçimde gerçekleştirilmesi esastır.
Devletin kira ve taşınma yardımları gibi çeşitli destek mekanizmaları da bu dönüşüm sürecinin bir parçasıdır.
Ancak kamuoyunun sormaya hakkı var:
Güvenli olduğu iddia edilen sıfır villalar neden yıkıldı?
Bu yıkımın ardından ne kadar yeni inşaat hakkı doğdu?
Kaç bağımsız bölüm yapılabilecek?
Oluşan ilave yapılaşma değerinin parasal karşılığı ne?
Ve en önemlisi:
Meselenin bir başka boyutu da ruhsat ve yıkım süreci.
İddialara göre inşaata ruhsat alınmadan başlandığı, yıkım işlemiyle ilgili de soru işaretleri bulunduğu, belediye tarafından işlem yapıldığı ve yapı ruhsatının ise çok kısa süre önce verildiği öne sürülüyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, bunların da belgeleriyle birlikte açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
Çünkü ortada birbirinden bağımsız gibi görünen ancak aynı dosyanın içinde birleşen sorular var:
İnşaat ne zaman başladı?
Ruhsat ne zaman alındı?
Yıkım için hangi izinler alındı?
Belediye hangi işlemleri yaptı?
Riskli yapı raporu hangi tarihte düzenlendi?
Şimdi gelelim işin en dikkat çekici bölümüne…
İddia edilen yaklaşık 50 ilave dairelik yapılaşma, eğer gerçekten söz konusuysa, küçük bir ayrıntı değildir.
Bu nedenle kamuoyunun bilmesi gereken yalnızca “binalar neden yıkıldı?” sorusu da değildir.
Bunların tamamı şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili belediyenin kamuoyunun kafasındaki soru işaretlerini gidermesi gerekiyor.
Riskli yapı tespit raporu açıklansın.
Raporu hazırlayan kuruluş açıklansın.
Teknik incelemelerin sonuçları ortaya konulsun.
Yıkım izinleri ve ruhsat süreci açıklansın.
Kentsel dönüşüm kararının hukuki ve teknik dayanağı kamuoyuna anlatılsın.
Mevcut yapılaşma ile dönüşüm sonrasında oluşacak bağımsız bölüm sayısı karşılaştırılsın.
Çünkü bu soruların cevabı belgelerde.
Burada kimse peşinen bir kişi veya kurumu suçlamıyor.
Tam tersine, “Umarız ortada hiçbir hukuka aykırı işlem yoktur” diyoruz.
Ancak yeni yapılmış olduğu belirtilen villaların kısa süre içerisinde riskli ilan edilip yıkılması ve ardından daha büyük bir yapılaşma ihtimalinin ortaya çıkması, ister istemez kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor.
Milletin aklıyla kimse dalga geçmesin.
Eğer her şey mevzuata uygunsa, açıklanacak belgeler bütün tartışmaları bitirir.
Ama değilse…
ÇÜRÜK RAPORU NASIL ALINDI?
SIFIR VİLLALAR NEDEN YIKILDI?
50 DAİRELİK İLAVE YAPI DEĞERİ KİME YARAYACAK?
Bu soruların cevabını kamuoyu bekliyor.
Lambadaki Cin Nijat Ayvaz
GÜNDEM
2 gün önceGENEL
2 gün önceGÜNDEM
4 gün önceGÜNDEM
4 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
5 gün önceGÜNDEM
5 gün önce
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
8326 kez okundu
2
TEKİRDAĞ BELEDİYESİ’NDE ÇİFTE ŞOK!VALİLİK HAREKETE GEÇTİ: İKİ ÜST DÜZEY İSİM GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
7269 kez okundu
3
HAVASI ÇABUK SÖNDÜ: “ŞİŞİRİLMİŞ BALON” GERÇEKLERLE PATLADI!
5726 kez okundu
4
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
5174 kez okundu
5
CÜNEYT YÜKSEL SESSİZLİĞİNİ BOZDU
4926 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.