http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif
Tekirdağ Toptancı Hali’nde, özellikle okul kantinlerine gıda tedarik ettiği belirtilen bir firmayla ilgili ortaya çıkan görüntüler, gıda güvenliği konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. İddiaya göre son kullanma tarihi geçmiş, tüketilmemesi ve imha edilmesi gereken gıda ürünlerinin üzerindeki tarih bilgileri asetonla siliniyor, ardından yeni tarihler yazılarak ürünler yeniden piyasaya sürülüyor. Üstelik söz konusu görüntülerin daha önce yetkililere iletildiği belirtiliyor. Peki, çocukların sağlığını doğrudan ilgilendiren bu iddialar karşısında bugüne kadar kim, ne yaptı?
Anne babalar, çocuklarının beslenebilmesi için her gün imkânları ölçüsünde ceplerine harçlık koyuyor. Kimi aile çocuğunun okulda aç kalmaması, en azından bir tost yiyebilmesi için bütçesinden fedakârlık yapıyor. Aileler, okul kantinlerinden alınan ürünlerin denetlendiğini, satılan gıdaların güvenli olduğunu ve çocuklarına zarar vermeyeceğini düşünerek hareket ediyor.
Ancak Tekirdağ’da gündeme gelen iddialar, bu güvenin ne kadar sağlam olduğu sorusunu ortaya çıkarıyor.
Bir ürünün son kullanma tarihinin değiştirilmesi, basit bir etiket hilesi olarak görülemez. Eğer iddialar doğrulanırsa burada yalnızca tüketicinin aldatılması değil, halk sağlığının da tehlikeye atılması söz konusu olabilir.
Hele ki bu ürünlerin okul kantinlerine ulaşma ihtimali varsa meselenin ciddiyeti daha da artar. Çünkü söz konusu olan, ne yediğini ve satın aldığı ürünün geçmişini sorgulama imkânı sınırlı olan çocuklarımızdır.
İddiaya konu görüntülerde, son kullanma tarihleri geçmiş gıda ürünlerinin üzerindeki tarih bilgilerinin aseton kullanılarak silindiği ve yeni tarihler yazıldığı öne sürülüyor.
Eğer bu işlem yapılıyorsa ortada son derece ciddi bir gıda güvenliği sorunu var demektir. Çünkü ürünün üzerindeki tarihi değiştirmek, ürünün içeriğini yenilemez; bozulma riskini ortadan kaldırmaz ve tüketim açısından güvenli olduğunu göstermez.
Bir gıdanın tüketilebilir olup olmadığı, yalnızca ambalajındaki tarihe bakılarak değerlendirilemez. Ürünün türü, saklama koşulları, ambalaj bütünlüğü ve diğer güvenlik kriterleri de önemlidir. Tarihi değiştirilmiş bir ürünün yeniden satışa sunulması ise tüketicinin doğru bilgiye ulaşmasını engelleyebilir.
Bu nedenle görüntülerdeki işlemlerin ne amaçla yapıldığı, hangi ürünlerin etkilendiği, ürünlerin nerelere gönderildiği ve herhangi bir satışın gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
İddiaların doğruluğu, görüntülerin kaynağı ve olayın kapsamı yetkili makamlarca incelenmelidir. Ancak bu inceleme yapılırken olası risklerin göz ardı edilmesi de kabul edilemez.
Meselenin en hassas noktalarından biri, söz konusu firmanın özellikle okul kantinlerine gıda tedariki yaptığı yönündeki iddia.
Bir ürünün toptancı halinden çıkıp okul kantinine ulaşmasına kadar uzanan tedarik zincirinde farklı sorumluluklar bulunuyor. Ürünü tedarik eden, depolayan, taşıyan, satan ve denetleyen tarafların kendi görevlerini yerine getirmesi gerekiyor.
Peki, iddialara konu ürünler gerçekten okul kantinlerine gönderildi mi?
Hangi ürünler, hangi tarihlerde ve ne miktarda sevk edildi? Bu ürünleri satın alan işletmeler tespit edildi mi? Şüpheli ürünler hâlâ depolarda veya satış noktalarında bulunuyor mu?
Bunlar cevabı mutlaka araştırılması gereken sorular.
Özellikle çocukların tüketimine sunulan gıdalarda güvenlik standartlarının eksiksiz uygulanması gerekir. Ailelerin kantinlerde satılan her ürünün başında durması, ambalaj tarihlerini tek tek incelemesi veya gıda tedarik zincirini araştırması mümkün değildir. Bu nedenle denetim mekanizmalarının etkili ve güvenilir biçimde çalışması büyük önem taşıyor.
Olayı daha da önemli hâle getiren iddia ise görüntülerin daha önce yetkililere video kayıtları şeklinde iletilmiş olması.
Eğer bu bildirimler gerçekten yapıldıysa, ilgili kurumların kayıtlarında başvuruların bulunup bulunmadığı, hangi işlemlerin başlatıldığı ve denetim ekiplerinin olay yerine gidip gitmediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Yetkililere ulaşan bir ihbarın ardından ne yapıldığını sormak, kamu adına hesap sormaktır. Bu, peşinen herhangi bir kişi veya kurumu suçlamak anlamına gelmez. Tam tersine, iddiaların açıklığa kavuşturulması ve varsa ihmallerin belirlenmesi için şeffaflık talebidir.
Görüntüler kime teslim edildi? Hangi kuruma başvuruldu? İhbar kayıt altına alındı mı? Denetim yapıldı mı? Yapıldıysa hangi bulgulara ulaşıldı?
Kamuoyunun öğrenmek istediği temel sorular bunlar.
İhbarın ilgili birimlere ulaştığı hâlde gerekli incelemenin yapılmadığı veya riskin devam etmesine göz yumulduğu tespit edilirse, sorumluların görev ve yetkileri çerçevesinde hesap vermesi gerekir. Buna karşılık gerekli işlemler başlatılmışsa da soruşturmanın hangi aşamada olduğu, kişisel veriler ve soruşturmanın gizliliği korunarak kamuoyuna açıklanmalıdır.
Çünkü halk sağlığını ilgilendiren olaylarda sessizlik, soru işaretlerini ortadan kaldırmaz; aksine büyütür.
Son kullanma tarihi geçmiş her ürünün mutlaka hastalığa neden olacağı söylenemez. Ancak bu durum, tarih bilgileri değiştirilmiş ürünlerin güvenli kabul edilebileceği anlamına da gelmez.
Özellikle uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemiş, ambalajı zarar görmüş veya bozulma riski taşıyan gıdalar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ürünün gerçek geçmişinin gizlenmesi, tüketicinin riskleri değerlendirmesini de imkânsızlaştırabilir.
Bu nedenle yalnızca ambalajların incelenmesi yeterli olmayabilir. Ürünlerin parti ve lot numaraları, tedarik belgeleri, sevkiyat kayıtları, depolama koşulları ve gerektiğinde laboratuvar analizleri birlikte değerlendirilmelidir.
Tespit edilen şüpheli ürünler bakımından yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirler alınmalı; piyasaya arz edildiği belirlenen ürünler için izlenebilirlik ve toplatma süreçleri değerlendirilmelidir.
Burada amaç paniğe yol açmak değil, muhtemel bir riski büyümeden belirlemek ve tüketiciyi korumaktır.
Tekirdağ’da gündeme gelen bu iddialar karşısında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tekirdağ İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün konuyu değerlendirmesi, gerekli resmî kontrolleri gerçekleştirmesi ve sonuçları hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi bekleniyor.
Gerekli görülmesi hâlinde belediyelerin ilgili birimleri, okul kantinlerinden sorumlu kurumlar ve diğer denetim mercileri de kendi görev alanları kapsamında sürece katkı sağlamalıdır.
Özellikle şu başlıklar açıklığa kavuşturulmalıdır:
Bu soruların cevabı, yalnızca bir firma hakkındaki iddiaların açıklığa kavuşması açısından değil, Tekirdağ’daki gıda denetimlerine duyulan güvenin korunması açısından da önem taşıyor.
Gıda güvenliği, yalnızca bir görüntü sosyal medyaya düştüğünde veya vatandaşlar tepki gösterdiğinde hatırlanacak bir konu değildir.
Denetimlerin etkili olabilmesi için risk odaklı ve düzenli kontrollerin yürütülmesi, tedarik zincirinin izlenmesi ve mevzuata aykırı uygulamalara karşı caydırıcı yaptırımların uygulanması gerekir.
Özellikle okul çağındaki çocukların tükettiği ürünler bakımından risklerin önceden belirlenmesi büyük önem taşır. Şüpheli ürünlerin piyasada dolaşımını önlemek, olay meydana geldikten sonra sorumluları aramaktan çok daha etkili bir koruma sağlayabilir.
Bir işletmenin ticari faaliyeti elbette hukukun güvencesi altındadır. Ancak hiçbir ticari kazanç, tüketicinin yanıltılması veya halk sağlığının tehlikeye atılması pahasına elde edilemez.
İddialar doğruysa bunun sorumluları belirlenmeli; doğru değilse de gerçekler ortaya konularak kamuoyundaki soru işaretleri giderilmelidir.
Tekirdağ’da ortaya çıktığı belirtilen görüntüler, yetkililerin yanıtlaması gereken ciddi soruları gündeme taşıyor.
Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin tarih bilgilerinin silinerek yeniden satışa sunulduğu iddiası araştırılmalı. Ürünlerin hangi işletmelere ulaştığı belirlenmeli. Okul kantinlerine sevkiyat yapılıp yapılmadığı açıklığa kavuşturulmalı. Daha önce ihbar yapıldıysa bu başvuruların nasıl değerlendirildiği ortaya konulmalı.
Burada mesele siyasi tartışma veya herhangi bir kurumu peşinen suçlama meselesi değildir. Mesele çocukların sağlığı, tüketicinin güveni ve kamu görevlilerinin sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin belirlenmesidir.
Anne babalar, çocuklarına verdikleri harçlığın karşılığında güvenli gıda tüketebileceklerine inanmak istiyor. Bir tost alırken bile ürünün tarihinin değiştirilip değiştirilmediğini düşünmek zorunda kalmak istemiyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, kimlerin bu işin içinde olduğu ve denetim görevini yerine getirmeyen birileri bulunup bulunmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Eğer ihmal varsa üzeri örtülmemeli, mevzuatın gerektirdiği işlemler yapılmalıdır.
Çünkü çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda hiçbir ihbar görmezden gelinmemeli, hiçbir risk küçümsenmemelidir.
Lambadaki Cin soruyor: Görüntüler daha önce yetkililere iletildiyse, Tekirdağ’da gıda güvenliği için bugüne kadar hangi somut adımlar atıldı?
Kamuoyunun beklediği cevap, gecikmeden ve şeffaflıkla verilmelidir.
Lambadaki Cin Nijat Ayvaz
GÜNDEM
7 saat önceGÜNDEM
2 gün önceGENEL
2 gün önceGENEL
2 gün önceGENEL
2 gün önceGENEL
2 gün önceGENEL
2 gün önce
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
8362 kez okundu
2
TEKİRDAĞ BELEDİYESİ’NDE ÇİFTE ŞOK!VALİLİK HAREKETE GEÇTİ: İKİ ÜST DÜZEY İSİM GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
7417 kez okundu
3
HAVASI ÇABUK SÖNDÜ: “ŞİŞİRİLMİŞ BALON” GERÇEKLERLE PATLADI!
5778 kez okundu
4
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
5219 kez okundu
5
CÜNEYT YÜKSEL SESSİZLİĞİNİ BOZDU
4980 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.