http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif
İnsan doğduğu anda sadece nefes almaz; yaşadığı coğrafyayı içine çeker. Taşıyla, kokusuyla, ışığıyla… Mardin’de doğan biri için bu daha da derindir. Çünkü Mardin, yaşayan bir şehir değil; hatırlayan bir şehirdir.
İşte Yasemin Kalya’nın hikâyesi tam da burada başlar. Bir taş evin serinliğinde, bin yıllık duvarların arasında. Mardin taşı onun için bir yapı malzemesi değil, çocukluğun kokusu, belleğin rengi, ruhun dokusudur.

“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” klişesi, Yasemin Kalya için baştan çöker.
Çünkü o, başarının önünde yürüyen bir kadındır.
Arkasında bir erkek yoktur.
Arkasında milyon dolarlık bir servet yoktur.
Kas gücü yoktur.
Ama inat vardır, tutku vardır, memleket sevdası vardır.
Ve biraz da o herkeste olmayan şey: deli cesareti.

2007 yılında Mardin’e yaptığı bir ziyaret, her şeyi değiştirir. Şehir restore edilmektedir ama bir sorun vardır:
Taşlar…
Renkler uyumsuzdur.
Ruh eksiktir.
Sorduğunda aldığı cevap akıl almazdır:
“Eski Mardin taşı yok artık…”
Taş şehirde taş yoktur!
İşte o an Yasemin Kalya’nın içinde bir şey kırılır.
Ve hemen ardından bir şey doğar:
“Neden bu taşı ben bulmayayım?”

Madencilikten anlamaz.
Ama vazgeçmekten de anlamaz.
Araştırır, sorar, öğrenir.
Ruhsat alır.
“Yok” denilen taşı bulur.
Ve bir gün şunu söyler:
“Artık koskoca bir dağım vardı benim.”
Ama dağ yetmez…
Yol yoktur.
Elektrik yoktur.
Su yoktur.
Yapar.
400 metreden su çıkarır.
Çünkü onun amacı para değil, Mardin’i ana gibi kucaklamaktır.
“Elinin hamuruyla erkek işine karışma” denilen yerde, Yasemin Kalya bir sektör kurar.
Mardin’e sadece taşını değil, madenciliği de geri getirir.
Alkış yoktur.
Destek yoktur.
Ama bir gün bir inşaatın kapısını çalar:
“Taş lazım mı?”
O taş, Sabancı Müzesi’ne gider.
Ve Mardin taşı, yeniden Mardin’in kaderine yazılır.

Taş vardır ama tanıtım yoktur.
Çare, KOSGEB olur.
Fuarlar, kataloglar, ihracat kapıları…
Yasemin Kalya’nın deyimiyle:
“KOSGEB benim can suyumdur.”
Ve Mardin taşı artık:
Onun hayali büyüktür:
Başbakanı Mardin taşında oturtmak…
Çamlıca Camii’nde Mardin taşını görmek…
Çünkü bu taş homojendir.
Rengiyle, ruhuyla birdir.
Yarım bırakmaz.
Yüz yıl dayanır.
Ana gibi…

Yasemin Kalya, Mardin’e bir evlat gibi değil,
bir ana gibi sarılan kadındır.
Taşa ses verir,
Şehre renk verir,
Tarihi geleceğe taşır.
Ve bugün dünya şunu konuşuyor:
Mardin taşına can veren kadını…
Ama Mardin biliyor:
O, sadece bir iş kadını değil…
MARDİN ANA’DIR.
Lambadaki Cin Nijat Ayvaz
GÜNDEM
4 saat önceGENEL
8 saat önceGÜNDEM
9 saat önceGÜNDEM
10 saat önceGÜNDEM
11 saat önceGÜNDEM
6 gün önceGÜNDEM
9 gün önce
1
“ÇADIR YOK” DENİLDİ, HALK İSYAN ETTİ!
2216 kez okundu
2
TEKE TEK DEMOKRASİ
2151 kez okundu
3
GERÇEK BAŞKAN KİM?
1851 kez okundu
4
İMDAT SAYGI S.PAŞA ZİRAAT ODASI BAŞKANLIĞINA YENİDEN SEÇİLDİ
1770 kez okundu
5
Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’inde Yangın Faciası: 76 Kişi Hayatını Kaybetti
1586 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.