DOLAR 34,8173 0.1%
EURO 36,8383 0.13%
ALTIN 2.964,580,75
BITCOIN 34482260,21%
Tekirdağ
13°

HAFİF YAĞMUR

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif
Chat on WhatsApp
Afet Anında Bilgi Krizi: Yıkımın Yanında Dijital Tehdit

Afet Anında Bilgi Krizi: Yıkımın Yanında Dijital Tehdit

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, yalnızca büyük bir fiziksel yıkımı değil, aynı zamanda dijital mecralarda hızla yayılan ciddi bir dezenformasyon dalgasını da beraberinde getirdi.

ABONE OL
Şubat 9, 2026 08:42
Afet Anında Bilgi Krizi: Yıkımın Yanında Dijital Tehdit
0

BEĞENDİM

ABONE OL

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, yalnızca büyük bir fiziksel yıkımı değil, aynı zamanda dijital mecralarda hızla yayılan ciddi bir dezenformasyon dalgasını da beraberinde getirdi. Afetin ilk saatlerinden itibaren sosyal medya başta olmak üzere pek çok iletişim kanalında dolaşıma sokulan yalan ve yanıltıcı içerikler, kriz yönetimini zorlaştıran ve toplumsal dayanıklılığı hedef alan önemli bir sorun alanı olarak öne çıktı.

Afet Dönemlerinde Bilgi Hayattır

Doğal afetler, bilgiye olan ihtiyacın en üst seviyeye çıktığı olağanüstü dönemlerdir. Arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin eş zamanlı yürütüldüğü bu süreçlerde doğru bilgiye hızlı erişim hayati önem taşırken, yanlış ve çarpıtılmış bilgiler yalnızca bireylerin algılarını değil, sahadaki çalışmaları da doğrudan etkileyebilmektedir.
Dijital platformların hız ve etkileşim odaklı yapısı, teyit edilmemiş içeriklerin çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlamıştır.

İnfodemi Gerçeği: Yanlış Bilgi Neden Daha Hızlı Yayılıyor?

Afet dönemlerinde oluşan “infodemi” ortamı, bilgi kirliliğini daha da derinleştirmiştir. Kullanıcıların karşılaştıkları içerikleri sorgulamadan paylaşmaları, dezenformasyonun hızla yayılmasına neden olmuştur.
Araştırmalar, yanlış bilginin doğru bilgiye kıyasla daha hızlı yayıldığını ve daha geniş kitlelere ulaştığını açıkça ortaya koymaktadır.

Görünür Hesaplar, Doğrulanmamış Paylaşımla

Bu süreçte yalnızca anonim hesaplar değil, kamuoyunda görünürlüğü olan bazı aktörlerin de doğruluğu teyit edilmemiş bilgileri paylaşması, dezenformasyonun meşrulaşmasına ve normalleşmesine yol açmıştır.
İdeolojik tutumlar ya da etkileşim kaygısıyla dolaşıma sokulan içerikler, yanlış bilginin gönüllü taşıyıcılarını çoğaltmıştır.

Organize Dezenformasyon: Tesadüf Değil, Strateji

Deprem sonrasında üretilen yalan haberler incelendiğinde, bu içeriklerin büyük bölümünün belirli temalar etrafında organize edildiği görülmektedir.
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), afet süreci boyunca yayımladığı bültenlerle bu faaliyetleri sistematik biçimde ortaya koymuştur. İlk haftalarda yüzü aşkın yalan haber tespit edilmiş, süreç genelinde ise yaklaşık 200 dezenformasyon iddiası resmî verilerle çürütülmüştür.

Hedef Ne? Güvensizlik, Kaos ve Umutsuzluk

Bu dezenformasyonların temel hedefleri arasında;

  • Vatandaşların korku ve endişelerini istismar etmek,
  • Afetin gerçek boyutuna dair doğru bilgiye erişimi engellemek,
  • Devlete ve resmî kurumlara yönelik güvensizlik oluşturmak,
  • Toplumda kaos hissini artırmak yer almıştır.

Yanlış bilgilerle, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin yetersiz olduğu algısı oluşturulmaya çalışılmış; toplumsal direnç ve dayanışma duygusu zayıflatılmak istenmiştir.

Kamu Kurumları Neden Hedef Alındı?

Dezenformasyon kampanyalarının önemli bir bölümünde, sahada aktif görev yapan kamu kurumları doğrudan hedef alınmıştır.
Bu kurumların afet yönetiminde yetersiz kaldığı ya da kasıtlı engellemelerde bulunduğu yönündeki iddialar geniş kitlelere ulaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak bu iddialar, sahadaki uygulamalar ve resmî kayıtlarla açık biçimde çelişmektedir.

Duygular Üzerinden Manipülasyon: Travma Siyaseti

Deprem sürecinde dolaşıma sokulan dezenformasyonun bir diğer boyutu ise duygusal manipülasyona dayalı içerikler olmuştur.
Özellikle çocuklar, engelliler ve kadınlar üzerinden kurgulanan yalan haberler; öfke, panik ve umutsuzluk duygularını körüklemeyi hedeflemiştir. Bu tür içerikler, sağduyulu değerlendirmeyi zorlaştırmış ve kutuplaştırıcı tutumları güçlendirmiştir.

Birlik Yerine Ayrışma Üretilmek İstendi

Bazı siyasi ve ideolojik söylemlerle birleşen dezenformasyon faaliyetleri, toplumsal fay hatlarını derinleştirmeyi ve afet döneminde hayati öneme sahip birlik ve dayanışma iklimini zayıflatmayı amaçlamıştır.

Dezenformasyonla Mücadele: Sadece Devletin Değil, Toplumun Sorumluluğu

6 Şubat depremleri, dezenformasyonla mücadelenin afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu net biçimde ortaya koymuştur.
DMM’nin hızlı ve sistematik müdahaleleri yanlış bilgilerin etkisini sınırlamada önemli rol oynamıştır. Ancak bu mücadelenin yalnızca kurumsal çabalarla sınırlı kalamayacağı da açıktır.

Dijital Vatandaşlık ve Bilgi Sorumluluğu

Dijital mecralarda her kullanıcı, paylaştığı bilginin doğruluğundan sorumludur.
Afet gibi olağanüstü dönemlerde;

  • Kaynağı belirsiz iddialara temkinle yaklaşılması,
  • Resmî açıklamaların esas alınması,
  • Yanlış bilginin dolaşımına katkı sunulmaması hayati önem taşımaktadır.

Sonuç: Bilgi Güvenliği, Toplumsal Dayanıklılığın Anahtarı

6 Şubat depremleri sırasında dijital mecralarda yayılan yüzlerce dezenformasyon örneği, bilgi güvenliğinin toplumsal dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline geldiğini göstermiştir.
Yaklaşık 200 yalan haberin gerçeklerle çürütülmesi, bu mücadelenin ne denli kritik olduğunu ortaya koyarken; gelecekte yaşanabilecek afet ve krizlerde dezenformasyonla mücadelenin çok daha merkezi bir rol üstleneceğini açıkça göstermektedir.


En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r