http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif

Tekirdağ uzun bir aradan sonra yeniden gerçek sorunlarına döndü. Ne büyük projeler konuşuluyor artık ne de parlak vizyon cümleleri… Şehrin gündemi yeniden en temel meseleye kilitlendi: su.
Musluklardan akması gereken su, artık açıklamalardan akıyor. Vatandaş ise her gün aynı soruyla baş başa:
“Bugün su var mı?”
Su sorununa kalıcı çözüm üretmekte zorlanan TESKİ’nin bulduğu en pratik yöntem belli: kesinti.
Depolar dolmuyor mu? Kesinti.
Basınç düşüyor mu? Kesinti.
Altyapı yetmiyor mu? Yine kesinti.
Sorun çözülmeyince suyu kısmak çözüm gibi sunuluyor. Oysa kesinti, yönetim modeli değil; geçici bir zorunluluktur. Sürekli hale geldiğinde ise vatandaş için günlük hayatın parçasına dönüşür.
Tekirdağ’da bugün yaşanan tam olarak bu.
Her açıklamada aynı gerekçe: iklim krizi, kuraklık, küresel şartlar…
Elbette iklim değişikliği bir gerçek. Ancak vatandaşın sorduğu soru başka:
“Kuraklık yeni mi başladı, yoksa hazırlık mı yapılmadı?”
Şehir büyürken altyapı aynı kaldıysa, nüfus artarken su planlaması yapılmadıysa, mesele sadece doğa değildir. Yönetim planlaması da tartışmanın doğal parçası olur.
Çünkü yağmur yağmadığında değil, önlem alınmadığında kriz başlar.
Tekirdağ, Türkiye’de en pahalı suyu kullanan iller arasında üst sıralarda yer alıyor. Buna rağmen vatandaşın duyduğu cümle şu:
“Su pahalı değil.”
İşte tartışmanın kırıldığı nokta tam burası.
Vatandaş faturaya bakıyor.
Yönetim tabloya bakıyor.
Aradaki fark ise güven duygusunda büyüyor.
Ekonomik zorlukların arttığı bir dönemde insanlar temel ihtiyaç faturalarını konuşurken, “pahalı değil” söylemi doğal olarak tepki çekiyor. Çünkü mesele rakamsal değil, hissedilen yük meselesidir.
Seçim döneminde verilen en güçlü sözlerden biri hafızalarda hâlâ taze:
Su faturalarında %50 indirim.
Aradan geçen yaklaşık iki buçuk yılın sonunda vatandaşın karşılaştığı tablo ise indirim değil, art arda gelen zamlar oldu.
Siyasette en güçlü şey vaat değildir; vaadin hatırlanmasıdır.
Vatandaş unutmuyor. Çünkü her ay o vaat, faturanın üzerinde yeniden okunuyor.
Su faturalarından şikayet eden vatandaşın beklentisi açıklama değil, çözüm. Ancak tartışmalar zaman zaman farklı bir noktaya evriliyor.
Eleştiri geldiğinde savunma yükseliyor.
Şikayet arttığında açıklamalar sertleşiyor.
Oysa yerel yönetimlerde iletişim, tartışmayı kazanmak değil, güveni korumaktır.
Vatandaş belediyeyle tartışmak istemez; hizmet görmek ister.
Ramazan ayının başında yapılan bir konuşmada şu ifade kullanılmıştı:
“Bir ilde vatandaş açsa, muhtaçsa orada belediyecilik yoktur.”
Şimdi aynı aynayı başka bir soruyla çevirelim.
Lambadaki Cin soruyor:
Bir şehirde vatandaş suyun pahalı olduğundan şikayet ediyorsa,
sürekli kesintiler nedeniyle susuz kalıyorsa,
üstelik seçimde verilen indirim sözü hâlâ gerçekleşmemişse…
Orada belediyecilik tartışılmaz mı?
Aslında Tekirdağ’ın yaşadığı kriz sadece su krizi değil.
Bu bir güven krizi.
Çünkü vatandaş musluğu açtığında yalnızca su beklemez; verdiği oyun karşılığını görmek ister. Kesintiler uzadıkça, faturalar kabardıkça ve açıklamalar çoğaldıkça sorular da büyür.
Şehirler büyük projelerle değil, temel hizmetlerin sürekliliğiyle yönetilir.
Ve bazen bir kentin yönetim başarısı, dev yatırımlarla değil, en basit soruyla ölçülür:
Musluktan su akıyor mu?
Nijat Ayvaz
(Lambadaki Cin)
GENEL
4 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
5 gün önceGÜNDEM
10 gün önceGÜNDEM
12 gün önceGÜNDEM
12 gün önce