DOLAR 34,8173 0.1%
EURO 36,8383 0.13%
ALTIN 2.964,580,75
BITCOIN 34482260,21%
Tekirdağ
13°

HAFİF YAĞMUR

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif
Chat on WhatsApp
REZİL OLMAK DEĞİL… GÜVENİ KAYBETMEK!

REZİL OLMAK DEĞİL… GÜVENİ KAYBETMEK!

Bir yardım derneği etrafında ortaya atılan iddialar Türkiye'nin gündemine oturdu. Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma kapsamında kamuoyuna yansıyan gelişmeler, bağışların akıbeti ve yardım kuruluşlarına duyulan güveni yeniden tartışmaya açtı. Soruşturma sürecinde öne çıkan iddialar, tarafların açıklamaları ve adli sürecin tüm ayrıntıları haberimizde.

ABONE OL
Temmuz 15, 2026 10:03
REZİL OLMAK DEĞİL… GÜVENİ KAYBETMEK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir Soruşturma, Binlerce Soru…

Bir dönem milyonlarca insanın güvenini kazanan, afet dönemlerinde adından sıkça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Henüz yargı süreci tamamlanmış değil.

Ancak ortaya atılan iddiaların büyüklüğü, toplumun aklına tek bir soruyu getiriyor:

“Bağış yapan insanlar şimdi ne düşünüyor?”

Çünkü mesele yalnızca bir kişinin değil, yardım kültürünün ve toplumsal güvenin geleceğini ilgilendiriyor.

KARAR MAHKEMENİN… SORULAR KAMUOYUNUN

Soruşturma dosyasında yer aldığı öne sürülen iddialar arasında;

  • dernek hesapları,
  • taşınmaz devirleri,
  • para transferleri,
  • bazı banka hareketleri,
  • bahis ve borsa işlemlerine ilişkin incelemeler

bulunduğu kamuoyuna yansıdı.

Bu iddiaların doğruluğu ise ancak yargılama sonunda netleşecek.

Hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez.

Ancak kamuoyunun cevap beklediği soruların da görmezden gelinmesi mümkün değil.

GÜVEN EN BÜYÜK SERMAYEDİR

Yardım kuruluşlarının en büyük sermayesi para değildir.

Güvendir.

İnsanlar cebindeki son parayı tanımadığı insanlara ulaştırılacağına inanarak bağış yapar.

İşte bu yüzden yardım kuruluşları hakkında ortaya çıkan her iddia, yalnızca yöneticilerini değil, gelecekte yapılacak tüm yardımları etkiler.

Bir güven sarsılırsa, yarın gerçekten yardıma muhtaç insanlar da zarar görür.

İDDİALAR BÜYÜK… CEVAPLAR DA BÜYÜK OLMALI

Kamuoyuna yansıyan bilgilerde;

  • yüksek tutarlı para hareketleri,
  • bazı taşınmaz işlemleri,
  • farklı kişiler üzerinden gerçekleştiği öne sürülen finansal transferler

gibi birçok başlık yer alıyor.

Bütün bunların doğruluğu yargı tarafından değerlendirilecek.

Fakat toplumun beklentisi açık:

Şeffaflık.

Çünkü yardım parası söz konusu olduğunda en küçük şüphe bile milyonlarca insanı etkiliyor.

SOSYAL MEDYANIN KAHRAMANLARI ÇOK HIZLI DEĞİŞİYOR

Dün göklere çıkarılan isimler…

Bugün yerin dibine sokuluyor.

Sosyal medya önce alkışlıyor.

Sonra aynı hızla yargılıyor.

Oysa hukuk böyle işlemez.

Bir kişi hakkında soruşturma açılması, otomatik olarak suçlu olduğu anlamına gelmez.

Aynı şekilde popüler olmak da hesap sorulmayacağı anlamına gelmez.

ASIL KAYBEDEN KİM?

Bu süreç sonunda mahkemeler kararını verecek.

Belki suç oluşacak…

Belki oluşmayacak…

Ama bugün itibarıyla kaybeden sadece hakkında soruşturma yürütülen kişiler değil.

Asıl zarar gören;

depremde,
selde,
yangında,

yardım bekleyen insanlar olabilir.

Çünkü güven kırıldığında insanlar bir sonraki bağışı yaparken iki kez düşünecek.

DENETİM LÜKS DEĞİL, MECBURİYETTİR

Türkiye geçmişte de;

  • saadet zincirleri,
  • çeşitli dolandırıcılık organizasyonları,
  • yasa dışı finans yapıları

gibi çok sayıda olay yaşadı.

Her olaydan sonra aynı soru soruldu:

“Denetim neden daha önce yapılmadı?”

Bu nedenle yardım kuruluşları başta olmak üzere kamu yararına faaliyet gösteren bütün yapıların düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmesi, toplumun ortak beklentisidir.

VİCDANIN ENKAZI

Paradan Daha Ağır Olan Nedir Biliyor musunuz? Güven…

Depremde insanlar sadece evlerini kaybetmedi…

Bir anne evladını…

Bir çocuk babasını…

Bir baba kızını toprağa verdi.

O gün milyonlarca insan televizyonların karşısında ağladı.

Kimisi dua etti…

Kimisi enkaz başına koştu…

Kimisi ise cebindeki son parayı, “bir can daha kurtulsun” diye bağışladı.

Çünkü o para artık para değildi…

Bir annenin gözyaşıydı.

Bir babanın umuduydu.

Bir çocuğun geleceğiydi.

Bir milletin vicdanıydı.

Ve vicdanın hesabı banka hesaplarıyla ölçülmez.

Şimdi Herkesin Kalbinde Aynı Soru Var…

Bugün kamuoyuna yansıyan soruşturma iddiaları nedeniyle insanlar aynı soruyu soruyor:

“Acaba emanet ettiğimiz güven doğru ellere ulaştı mı?”

Bu sorunun cevabını biz veremeyiz.

Bunu mahkemeler verecek.

Çünkü hukuk konuşmadan kimse suçlu ilan edilemez.

Ama vicdanın sustuğu yerde de toplum nefes alamaz.

Bağış Yaparken Kimse Makbuzunu Değil, Vicdanını Uzattı

Hiç kimse bağış yaparken karşılığında bir şey beklemedi.

Bir emekli maaşından artırdı.

Bir öğrenci harçlığından vazgeçti.

Bir esnaf günlük kazancından ayırdı.

Bir anne, mutfak masrafından kıstı.

Çünkü herkes aynı cümleyi kuruyordu:

“Yeter ki bir can kurtulsun…”

İşte bu yüzden yardım parası sıradan bir para değildir.

O paranın içinde alın teri vardır.

Dualar vardır.

Gözyaşı vardır.

Ve en önemlisi…

Milletin tertemiz vicdanı vardır.

Bir Güven Sarsılırsa, Enkaz Yıllarca Kalkmaz

Deprem yıktığı binaları yıllar içinde yeniden yaptırır.

Ama güven…

İşte onu yeniden inşa etmek çok daha zordur.

Bugün konuşulan her iddia…

Her haber…

Her açıklama…

Sadece bir dosyanın konusu değildir.

Yarın yapılacak her yardım kampanyasının kaderidir.

Çünkü insanlar artık sadece cüzdanlarını değil…

Kalplerini de korumaya çalışacak.

Kahraman Arayan Bir Toplum, Hayal Kırıklığını Daha Ağır Yaşar

Biz bazen insanları olduğundan büyük yapıyoruz.

Sonra da aynı hızla yerin dibine indiriyoruz.

Oysa hiçbir insan sorgulanamaz değildir.

Hiç kimse hesap vermekten muaf değildir.

Ve hiç kimse, yaptığı iyilikler nedeniyle hukukun üstünde değildir.

Ama aynı şekilde…

Hiç kimse de mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez.

Adaletin terazisi, alkışla da çalışmaz…

Öfkeyle de…

Asıl Korkmamız Gereken Şey…

Eğer bir gün insanlar…

“Boş ver, ben artık bağış yapmam.”

demeye başlarsa…

İşte o gün kaybeden yalnızca bir dernek olmaz.

Bir çocuk tedavisiz kalır.

Bir depremzede çadırsız kalır.

Bir afetzede yalnız kalır.

Çünkü güven kaybolduğunda…

İyilik de sessizleşir.

ALKIŞLARKEN DE SORGULAMAK GEREKİR

Bir kişinin yaptığı iyi işler, onu eleştirilemez hale getirmez.

Aynı şekilde hakkında ortaya atılan iddialar da kesin hüküm yerine geçmez.

Toplumun yapması gereken;

körü körüne alkışlamak da değildir,

mahkeme kararı olmadan infaz etmek de…

Doğru olan;

gerçeklerin ortaya çıkmasını beklemek ve hukukun vereceği karara saygı duymaktır.

LAMBADAKİ CİN DİYOR Kİ…

Bugün konuşulan dosyada gerçek neyse…

Ortaya çıksın.

Suçu olan varsa hukuk gereğini yapsın.

Suçu olmayanın da hakkı teslim edilsin.

Çünkü adalet, öfkeyle değil delille çalışır.

Ama bu süreç bize bir gerçeği yeniden hatırlattı:

Bir millet parasını kaybettiğinde yeniden kazanabilir…

Ama vicdanını kaybetmeye başlarsa, işte o zaman gerçek felaket başlar.

Ve unutmayalım…

Depremler şehirleri yıkar…

Kahramanlar oluşturmak kolaydır.

Onları bir gecede yıkmak da…

Zor olan ise;

kişilere değil,

kurallara güvenen bir sistem kurabilmektir.

Çünkü güven, bağıştan daha değerlidir.

Ve güven kaybolduğunda, kaybeden yalnızca bir isim değil, bütün toplum olur.

Not: Bu yazıda yer verilen değerlendirmeler kamuoyuna yansıyan soruşturma süreci ve iddialar çerçevesindedir. İddiaların doğruluğu ve hukuki sorumluluklar, devam eden adli süreç sonunda yetkili mahkemeler tarafından belirlenecektir.

Lambadaki Cin Nijat Ayvaz

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r