http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, yalnızca büyük bir fiziksel yıkımı değil, aynı zamanda dijital mecralarda hızla yayılan ciddi bir dezenformasyon dalgasını da beraberinde getirdi. Afetin ilk saatlerinden itibaren sosyal medya başta olmak üzere pek çok iletişim kanalında dolaşıma sokulan yalan ve yanıltıcı içerikler, kriz yönetimini zorlaştıran ve toplumsal dayanıklılığı hedef alan önemli bir sorun alanı olarak öne çıktı.

Doğal afetler, bilgiye olan ihtiyacın en üst seviyeye çıktığı olağanüstü dönemlerdir. Arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin eş zamanlı yürütüldüğü bu süreçlerde doğru bilgiye hızlı erişim hayati önem taşırken, yanlış ve çarpıtılmış bilgiler yalnızca bireylerin algılarını değil, sahadaki çalışmaları da doğrudan etkileyebilmektedir.
Dijital platformların hız ve etkileşim odaklı yapısı, teyit edilmemiş içeriklerin çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlamıştır.
Afet dönemlerinde oluşan “infodemi” ortamı, bilgi kirliliğini daha da derinleştirmiştir. Kullanıcıların karşılaştıkları içerikleri sorgulamadan paylaşmaları, dezenformasyonun hızla yayılmasına neden olmuştur.
Araştırmalar, yanlış bilginin doğru bilgiye kıyasla daha hızlı yayıldığını ve daha geniş kitlelere ulaştığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu süreçte yalnızca anonim hesaplar değil, kamuoyunda görünürlüğü olan bazı aktörlerin de doğruluğu teyit edilmemiş bilgileri paylaşması, dezenformasyonun meşrulaşmasına ve normalleşmesine yol açmıştır.
İdeolojik tutumlar ya da etkileşim kaygısıyla dolaşıma sokulan içerikler, yanlış bilginin gönüllü taşıyıcılarını çoğaltmıştır.
Deprem sonrasında üretilen yalan haberler incelendiğinde, bu içeriklerin büyük bölümünün belirli temalar etrafında organize edildiği görülmektedir.
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), afet süreci boyunca yayımladığı bültenlerle bu faaliyetleri sistematik biçimde ortaya koymuştur. İlk haftalarda yüzü aşkın yalan haber tespit edilmiş, süreç genelinde ise yaklaşık 200 dezenformasyon iddiası resmî verilerle çürütülmüştür.
Bu dezenformasyonların temel hedefleri arasında;
Yanlış bilgilerle, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin yetersiz olduğu algısı oluşturulmaya çalışılmış; toplumsal direnç ve dayanışma duygusu zayıflatılmak istenmiştir.
Dezenformasyon kampanyalarının önemli bir bölümünde, sahada aktif görev yapan kamu kurumları doğrudan hedef alınmıştır.
Bu kurumların afet yönetiminde yetersiz kaldığı ya da kasıtlı engellemelerde bulunduğu yönündeki iddialar geniş kitlelere ulaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak bu iddialar, sahadaki uygulamalar ve resmî kayıtlarla açık biçimde çelişmektedir.
Deprem sürecinde dolaşıma sokulan dezenformasyonun bir diğer boyutu ise duygusal manipülasyona dayalı içerikler olmuştur.
Özellikle çocuklar, engelliler ve kadınlar üzerinden kurgulanan yalan haberler; öfke, panik ve umutsuzluk duygularını körüklemeyi hedeflemiştir. Bu tür içerikler, sağduyulu değerlendirmeyi zorlaştırmış ve kutuplaştırıcı tutumları güçlendirmiştir.
Bazı siyasi ve ideolojik söylemlerle birleşen dezenformasyon faaliyetleri, toplumsal fay hatlarını derinleştirmeyi ve afet döneminde hayati öneme sahip birlik ve dayanışma iklimini zayıflatmayı amaçlamıştır.
6 Şubat depremleri, dezenformasyonla mücadelenin afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu net biçimde ortaya koymuştur.
DMM’nin hızlı ve sistematik müdahaleleri yanlış bilgilerin etkisini sınırlamada önemli rol oynamıştır. Ancak bu mücadelenin yalnızca kurumsal çabalarla sınırlı kalamayacağı da açıktır.
Dijital mecralarda her kullanıcı, paylaştığı bilginin doğruluğundan sorumludur.
Afet gibi olağanüstü dönemlerde;
6 Şubat depremleri sırasında dijital mecralarda yayılan yüzlerce dezenformasyon örneği, bilgi güvenliğinin toplumsal dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline geldiğini göstermiştir.
Yaklaşık 200 yalan haberin gerçeklerle çürütülmesi, bu mücadelenin ne denli kritik olduğunu ortaya koyarken; gelecekte yaşanabilecek afet ve krizlerde dezenformasyonla mücadelenin çok daha merkezi bir rol üstleneceğini açıkça göstermektedir.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerle sarsılan Türkiye, tarihinin en büyük afetlerinden birinin ardından benzersiz bir yeniden inşa sürecine girdi. 11’i ağır olmak üzere 18 ili etkileyen ve 14 milyon vatandaşı doğrudan etkileyen felaket sonrası, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan Asrın İnşa Seferberliği, yıkımın yerini yeniden ayağa kalkışa bıraktı.
Bugün gelinen noktada 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yeri tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi.

6 Şubat 2023 saat 04.17’de Kahramanmaraş Pazarcık’ta meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki deprem ve aynı gün Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğündeki ikinci sarsıntı, 108 bin kilometrekarelik alanda büyük bir yıkıma yol açtı.
Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya başta olmak üzere önce 11 il, ardından Bingöl, Kayseri, Mardin, Tunceli, Niğde ve Batman’ın da eklenmesiyle “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” kapsamı 18 ile çıkarıldı.
Depremin hemen ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Asrın İnşa Seferberliği hayata geçirildi.
TOKİ, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü sürecin ana yüklenicileri oldu.
Bu süreç, Türkiye tarihinin en büyük şantiye organizasyonu olarak kayıtlara geçti.

Afetin ardından eşine az rastlanır bir hızla harekete geçildi.
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın,
“Bize güvenin, bize inanın; biz vatandaşımızı darda, yoklukta, sokakta bırakmadık ve bırakamayız”
sözleri sahadaki çalışmaların temel mottosu oldu.
2025 yılı boyunca teslimatlar hız kesmeden sürdü:
27 Aralık 2025’te Hatay’da düzenlenen
“Asrın İnşası Türkiye’nin Başarısı: 455 Bin Konut Tamam” töreniyle kritik eşik aşıldı.
Toplamda:

Evini kendi arsasında yapmak isteyen depremzedeler için “Yerinde Dönüşüm” modeli devreye alındı.
Konutlar için:
İş yerleri için:
Bu kapsamda 124 bin bağımsız bölüm için ilave destek sağlandı.
Deprem bölgesinde 65 bin 672 köy evi inşa edildi.
En fazla köy evi; Kahramanmaraş, Hatay, Malatya ve Adıyaman’da yapıldı.
Hatay Kumlu’da Türkiye’nin ilk kırsal uydu kenti olan Cumhuriyet Mahallesi kuruldu.
21 mahalleden taşınan vatandaşlar için 777 köy evi tamamlandı.
TOKİ ve Emlak Konut GYO iş birliğiyle 21 bin 690 iş yeri inşa edildi.
Bu yatırımlarla bölgesel ekonominin yeniden canlanması hedeflendi.
Hatay Uzun Çarşı, Malatya Bakıcılar Çarşısı, Kahramanmaraş Kapalı Çarşı ve Adıyaman merkez ticaret alanları yeniden ihya edildi.
Habib-i Neccar Camii yeniden ibadete açıldı.
Bu alanlarda ileri mühendislik teknikleriyle akıllı şehirler ve modern uydu kentler inşa edildi.
Deprem bölgesinde 11 bin kilometrelik altyapı çalışması yürütülüyor.
Hatay Defne’de Türkiye’nin en büyük atık su tüneli, İskenderun Sahili’nde ise ülkenin en kapsamlı sahil düzenleme projelerinden biri hayata geçirildi.
Asrın felaketi, asrın dayanışmasına dönüştü.
Yıkılan şehirler yeniden kuruldu, umut yeniden inşa edildi.
GÜNDEM
39 dakika önceGENEL
52 dakika önceGENEL
1 saat önceGENEL
1 gün önceGENEL
1 gün önceGENEL
1 gün önceGENEL
1 gün önce
1
“ÇADIR YOK” DENİLDİ, HALK İSYAN ETTİ!
2229 kez okundu
2
TEKE TEK DEMOKRASİ
2157 kez okundu
3
GERÇEK BAŞKAN KİM?
1861 kez okundu
4
İMDAT SAYGI S.PAŞA ZİRAAT ODASI BAŞKANLIĞINA YENİDEN SEÇİLDİ
1780 kez okundu
5
Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’inde Yangın Faciası: 76 Kişi Hayatını Kaybetti
1595 kez okundu