http://lambadakicin.com/wp-content/uploads/2022/12/reklamalani2.gif

Tekirdağ’da artık “Başkanım” diye hitap etmek için çok uzağa gitmeye gerek yok. Sağa dönüyorsun başkan, sola bakıyorsun başkan… Biraz daha dikkatli bakarsan başkan yardımcısı da çıkabilir!
1 milyon 200 bini aşkın nüfusa sahip Tekirdağ’da “başkan” kelimesi adeta hayatın vazgeçilmez unvanlarından biri haline gelmiş durumda.
Belediye başkanları, siyasi parti il ve ilçe başkanları, oda ve kooperatif başkanları, dernek başkanları, spor kulübü başkanları derken liste uzayıp gidiyor.
Üstelik mesele yalnızca başkanlarla bitmiyor.
Başkan yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri, farklı birimlerden sorumlu yöneticiler ve çeşitli kuruluşların yönetim kadroları da hesaba katıldığında “Başkanım” diye hitap edilenlerin sayısı daha da kabarıyor.
Kısacası Tekirdağ’da başkanlık makamı o kadar çoğaldı ki insan ister istemez soruyor:
Bu kadar başkan varsa, vatandaş kime “Başkanım” diyecek?
Kentteki farklı başkanlık ve yöneticilik yapılanmaları üzerinden yapılan yaklaşık bir hesap, ortaya oldukça ilginç bir tablo çıkarıyor.
Yaklaşık 1,2 milyonluk nüfus üzerinden bakıldığında, kabaca her 280 kişiye bir “başkan” düşüyor.
Elbette bu bir resmî istatistik değil. Tekirdağ’da “başkan” veya “Başkanım” diye hitap edilen kişilerin tamamını gösteren resmî bir toplam da bulunmuyor.
Ama tabloyu mizahi tarafından ele alırsak, Tekirdağ’da başkan bulmak için seçim beklemeye de gerek yok gibi görünüyor!
Eskiden “Tekirdağ’da adam mı yok?” diye sorardık.
Şimdi başka bir soru sormak gerekiyor:
Başkan olmayan kaldı mı?
Bir kurumda başkan, diğerinde başkan yardımcısı, başka bir yerde yönetici…
Unvanlar çoğaldıkça çoğalıyor.
Öyle bir noktaya gelmişiz ki, karşımızdakine “Başkanım” demek artık neredeyse nezaket kalıbından çıkıp günlük hayatın otomatik hitap şekline dönüşmüş durumda.
Bir bakıyorsunuz gerçekten başkan.
Bir bakıyorsunuz başkan yardımcısı.
Bir bakıyorsunuz yönetici.
Ama hitap belli:
“Başkanım!”
Şaka bir yana…
Başkanlık elbette demokratik ve sivil toplum yapısının doğal bir parçası. Kentte insanların dernek, oda, kooperatif, siyasi parti ve spor kulüplerinde sorumluluk üstlenmesi de önemli.
Ancak bu kadar çok başkanlık ve yöneticilik makamının bulunduğu bir şehirde, unvanların da giderek günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşmesi ister istemez tebessüm ettiriyor.
Lambadaki Cin’den küçük bir not:
Tekirdağ’da elinizi nereye sallayacağınızı iyi seçin. Başkana denk gelme ihtimaliniz hayli yüksek!
Bu yazıyı neden kaleme aldığımı merak edenler olabilir.
Aslında sebebi çok eskiye dayanıyor…
Rahmetli babam Milyoner Necati Ayvaz (1942-2014) yıllar önce 1980’li ve 1990’lı yıllarda Tekirdağ S.S. 1 Nolu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanıydı. Aynı zamanda Tekirdağ Şoförler ve Otomobilciler Derneği Başkanlığı yaptı, bu derneğin federasyon üyeliğinde bulundu. Uzun yıllar da Tekirdağ Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanlığı görevini yürüttü.
Kısacası babamın hayatında başkanlık az değildi.

Başkan aşağı, Başkan yukarı…
Öyle ki zaman içerisinde adı bile ikinci planda kaldı. İnsanlar “Necati” demekten çok, “Başkan” demeye başladı.
Sonra bu iş öyle bir noktaya geldi ki, babam **“Başkan Nakliyat”**ı kurdu.
Çocukluğumdan ve gençliğimden hatırladığım Tekirdağ’da “Başkan” denildiğinde kimin kastedildiği belliydi.
Babam!
Çünkü başkanlık bir makamdan çok, yıllar içerisinde kazanılmış bir kimlikti. İnsanlar o unvanı kendiliğinden kullanıyordu. Koltuğa oturulduğu için değil, o koltukta yıllarca emek verildiği için “Başkan” deniliyordu.
Bugün ise tablo biraz farklı.
Şimdi Tekirdağ’a bakıyorum…
Neredeyse her köşe başında bir başkan!
Belediye başkanı, il başkanı, ilçe başkanı, oda başkanı, kooperatif başkanı, dernek başkanı, kulüp başkanı…
Yetmiyor;
Başkan yardımcısı, yönetici, kurul üyesi derken “Başkanım” diye hitap edilenlerin sayısı da giderek artıyor.
Eskiden “Başkan” dediğinizde bir kişiyi tarif ederdiniz.
Şimdi bazen kime söylediğinizi kendiniz bile düşünmek zorunda kalıyorsunuz!
İşin en ironik tarafı da burada.
Sanki Tekirdağ’da herkes kendisine bir yerlerde küçük de olsa bir koltuk ayarlamış.
O koltuğa oturunca da unvan hazır:
“Başkanım…”
Ben de bu tabloya bakıp düşünüyorum:
Rahmetli babamın döneminde “Başkan” olmak yılların emeğiyle kazanılan bir unvandı. Ve dönemin Bakanları’da siyasetçileri de rahmetli Babama “BAŞKAN” diye hitab ederlerdi.
Bugün ise bazı yerlerde başkanlık, sanki kartvizite yazılacak bir unvan haline gelmiş gibi.
Elbette bugün görev yapan bütün başkanların emeğini aynı kefeye koymak doğru olmaz.
Ama benim anlatmak istediğim başka bir şey.
Rahmetli babamın hayatında başkanlık, koltuktan önce sorumluluktu.
İnsanlar onu makamından dolayı değil, yıllarca yaptığı görevler, verdiği mücadele ve taşıdığı sorumluluk nedeniyle “Başkan” diye çağırıyordu.
Bugün ise bazen insanın aklına şu soru geliyor:
Başkanlık mı çoğaldı, yoksa “Başkanım” demeyi mi fazla sevdik?
İşte bu yazıyı biraz da bu yüzden kaleme aldım.
Çünkü rahmetli babamın döneminde bir “Başkan” vardı.
Bugün ise Tekirdağ’da başkan o kadar çok ki…
İnsan “Başkanım” diye seslenirken kime seslendiğini şaşıracak hale geldi.
Lambadaki Cin’den son söz:
Eskiden Başkan olmak için yıllar gerekiyordu. Şimdi bazen bir koltuk yetiyor!
Lambadaki Cin Nijat Ayvaz
GENEL
2 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
4 gün önceGÜNDEM
4 gün önceGENEL
4 gün önce