ZAMANIN FREN YAPTIĞI AY
Ramazan geldi. Takvim ilerliyor sanıyoruz ama aslında zaman yavaşlıyor. Sabah telaşının, akşam aceleciliğinin arasına bir dur işareti koyuyor bu ay. İnsan ilk kez kendine yetişiyor. Açlık mideye değil, aynaya dokunuyor.
Ramazan geldi. Takvim ilerliyor sanıyoruz ama aslında zaman yavaşlıyor. Sabah telaşının, akşam aceleciliğinin arasına bir dur işareti koyuyor bu ay. İnsan ilk kez kendine yetişiyor. Açlık mideye değil, aynaya dokunuyor.
SOFRA DEĞİL, İMTİHAN KURULUR
İftar sofrası bir gösteri alanı değildir Ramazan’da. Az olan çok olur, sade olan bereketlenir. Çünkü mesele ne yediğin değil, neyi tutabildiğindir. Nefs, bu ay ilk kez masaya davet edilmez.
SUSAN DİL, KONUŞAN VİCDAN
Gün boyu susan dudaklar, geceleri daha az konuşur ama daha çok düşünür. Ramazan, dili değil vicdanı konuşturur. Kimin kalbini kırdın, kimi görmezden geldin, hangi iyiliği erteledin… Hepsi sıraya girer.
SAHUR: UYKUNUN İÇİNDEKİ UYANIŞ
Sahur, uykudan çalınan bir vakit değil; hayata eklenen bir bilinçtir. Karanlığın içinden yükselen bir farkındalık hâlidir. O saatlerde yapılan dua, gün boyu insanın omzunda durur.
BU AY KİMSE FAZLA, KİMSE EKSİK DEĞİL
Ramazan kimseyi yargılamaz, kimseyi dışlamaz. Herkese kendi payına düşen bir yüzleşme verir. Çok konuşana susmayı, çok biriktirene paylaşmayı, çok bilenlere de hatırlamayı öğretir.
LAMBADAKİ CİN NOTU
Ramazan ayı bir vitrin değil, bir aynadır. Bakan kendini görür. Kimseye ne yaptığını sormaz; “Sen ne oldun?” diye sorar.
Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan…
Bu şehirde gösteriş yok, samimiyet var.
Lambadaki Cin Nijat Ayvaz