ECDADIN ÇANAKKALE RUHU SATILAMAZ!

Cumhurbaşkanlığı’nın 24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararı, Tekirdağ’da tarihi miras üzerinden büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Özelleştirme kapsamına alınan alan; yalnızca bir taşınmaz değil, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı bir tarih sahnesi.

ECDAT SÖYLEMİ, TARİHİ KIŞLA GERÇEĞİ: TEKİRDAĞ’DA TARTIŞMALI KARAR

Cumhurbaşkanlığı’nın 24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararı, Tekirdağ’da tarihi miras üzerinden büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Özelleştirme kapsamına alınan alan; yalnızca bir taşınmaz değil, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı bir tarih sahnesi.

BİR KIŞLADAN FAZLASI: TARİHİN STRATEJİK MERKEZİ

Satış kapsamına alınan bölgede yer alan yapılar arasında, Osmanlı’nın son dönem askeri mimarisinin önemli örneklerinden olan 3. Kolordu binaları ve Mahmut Şevket Paşa Kışlası bulunuyor. Bu alan, yalnızca askeri bir yapı topluluğu değil; aynı zamanda imparatorluğun son dönem askeri yapılanmasının izlerini taşıyan kritik bir merkez.

ATATÜRK’ÜN İZİ: 19. FIRKA BURADA KURULDU

Söz konusu alanın en çarpıcı yönlerinden biri ise, Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Savaşları öncesinde 19. Fırka’yı burada teşkil etmiş olması. Bu yönüyle alan, yalnızca mimari değil; aynı zamanda askeri ve milli hafıza açısından da eşsiz bir değer taşıyor.

1999’DA TESCİLLENDİ: “KORUNMASI GEREKLİ KÜLTÜR VARLIĞI”

1999 yılında alınan kararla “Korunması Gerekli Kültür Varlığı” olarak tescillenen ve tarihi sit alanı ilan edilen bölge, uzun yıllar boyunca kamuya hizmet veren Eski Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne de ev sahipliği yaptı. Bu statü, alanın yalnızca fiziksel değil, kültürel ve tarihsel bütünlüğünün korunmasını zorunlu kılıyor.

SATIŞ KARARI TEPKİ ÇEKİYOR: “BU MİRAS PARAYLA ÖLÇÜLEMEZ”

Kararın kamuoyuna yansımasıyla birlikte tepkiler büyüyor. Tekirdağlılar ve tarihçiler, böylesine önemli bir mirasın özelleştirme kapsamına alınmasını “tarihe karşı sorumsuzluk” olarak değerlendiriyor.

Eleştirilerin odağında şu soru var:
Restorasyon ve müze projesiyle kültürel turizme kazandırılabilecek bir alan neden satışa çıkarılır?

“ECDAT” SÖYLEMİNE KARŞI TARİHİ GERÇEKLER

Sık sık “ecdat mirası” vurgusu yapan söylemlerle bu karar arasındaki çelişki dikkat çekiyor. CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak konuya ilişkin eleştiride bulunarak, “Ecdadın emaneti” olarak görülen yapıların ticari bir meta haline getirilmesini sert bir dille getirdi.

TEKİRDAĞ’DAN TÜRKİYE’YE: ULUSAL BİR KÜLTÜREL MESEL

Bu karar yalnızca Tekirdağ’ı değil, Türkiye’nin kültürel miras politikalarını da yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu tür alanlar, korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak hafızanın parçaları.

ÇAĞRI NET: MÜZE OLSUN, MİRAS YAŞASIN

Kamuoyunda yükselen ortak talep ise açık:
Bu alan satışa çıkarılmak yerine restore edilerek bir müze ve kültürel cazibe merkezi haline getirilmeli.

Çünkü bu topraklar, yalnızca geçmişin değil; aynı zamanda geleceğin de teminatı.

LAMBADAKİ CİN NOTU: TARİHİ SATMAYIN, TARİHİ ANLAYIN!
Uzun yıllardır bir gazeteci olarak mücadelesini verdiğim, "Çanakkale Tekirdağ'dan başlar" sloganı ile bu tarihi kışla binalarının Çanakkale ruhunun yaşatıldığı bir müze alanı olarak değerlendirilmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha yinelemekte fayda görüyorum. Tekirdağ'da son kalan yeşil alan olan Tugay komutanlığı ve tarihi miras olan bu alan ne pahasına olursa olsun ilimizin tarihi dokusuna kazandırılmalı. Tarihi miras, alınıp satılacak bir mülk değil; korunacak bir emanettir. Tekirdağ’daki bu karar, Türkiye’nin tarihine nasıl sahip çıktığına dair önemli bir sınav niteliği taşıyor.

Bakın…
Bu mesele bir arsa meselesi değil.
Bu mesele bir bina, bir ihale, bir satış dosyası hiç değil.

Bu mesele;
Çanakkale Savaşları’nın kaderini değiştiren ruhun nerede doğduğunu bilme meselesidir.

Çünkü o ruh, öyle gökten inmedi.
O ruh, Tekirdağ’da yeşerdi.

Mustafa Kemal Atatürk, 2 Şubat 1915’te geldi bu şehre.
Henüz tarih sahnesine “Atatürk” olarak çıkmamış bir Yarbaydı.
Ama aklında bir milletin kaderi, omzunda bir ordunun sorumluluğu vardı.

İşte o günlerde…
19. Tümen burada şekillendi.
Ve o tümenin yüreği olan 57. Alay, burada kuruldu, burada eğitildi, buradan cepheye uğurlandı.

Sonrası mı?

“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyen bir komutan…
Ve o emri tereddütsüz yerine getiren bir alay…

Bugün o kahramanların izini taşıyan yapılar, taş değil.
Onlar, bir milletin yeniden doğuşunun sessiz tanıkları.

Şimdi soruyorum:
Bu alanı koruyup 19. Tümen ve 57. Alay Anıt Parkı yaparak,
bir milletin hafızasını yaşatmak varken…

Bunu görmezden gelip,
“satılık” etiketi yapıştırmak hangi aklın ürünü?

Hangi vicdan bunu kaldırır?

Çanakkale ruhu, betonla değil, bilinçle yaşar.
Ama o bilinci diri tutacak mekânları yok ederseniz…
Geriye sadece nutuklar kalır.

Ve unutmayın…

Tarih, kendisine sahip çıkmayanları affetmez.

Lambadaki Cin Nijat Ayvaz